Kamerî takvime göre, Recep ayının 27. gecesi Mi'rac Kandilidir. Bu yıl, Mirac Kandili, 19 Temmuz2009Pazar akşamına,tesâdüf etmektedir.
Kelime olarak, yükseğe çıkmak, yükselmek, yükselmeyi sağlayan mânevî asansör gibi anlamlara gelen "mi'rac", insanlığın kurtuluşu için gönderilen Hz. Peygamber'in, Cenab-ı Hakk'ın sonsuz kudretinin eserlerini temâşa ederek, O'nun huzuruna yükseldiği mukaddes bir yolculuk, kâinatın yüce yaratıcısının dâveti üzerine gerçekleşen mucizevî bir buluşmadır.
Yüce Allah'ın sınırsız ve sonsuz kudreti sayesinde zaman ve mekan boyutları aşılarak bir gece vakti gerçekleşen bu mucize; Mi'rac Kandili olarak müslümanlar, özellikle milletimiz tarafından manevî yoğunluğu yüksek bir atmosfer içinde kutlanmaktadır.
Peygamberimizin hayatında önemli bir yeri olan Mi'rac hadisesi, Cenab-ı Hakk'ın, sadece Sevgili Rasûlü Hz. Muhammed (s.a.v.)'e bir ihsânıdır. Bu gecede Allah Teâlâ, Hz. Peygamber'i; Mekke'den, Kudüs'e getirmiş, oradan göklere, daha sonra da hiçbir insan ve hiçbir meleğin erişemeyeceği yüce makamlara yükseltmiştir. Merhum bir şâir, bu olayı bir beytinde şöyle tavsif eder:
Serâpâ nûr olur gönlüm anarken ben o mi'racı,
Beyan etmek değil, hatta tasavvurlar kimin harcı".(1)
İslam dini çevreyi, tabii güzellikleri korumayı, hayvanlar da dahil bütün canlılara karşı sevgi ve merhametle davranmayı emretmiştir. Hz. Peygamber , "Merhamet edene Allah da merhamet eder; siz yerdekine merhamet edin ki, gökteki de size merhamet etsin." (1) buyurmuştur.
İslam'da hayvanların söz konusu edildiği nasslar (ayet ve hadisler) incelendiğinde hayvanlara birtakım hakların verildiği görülür. Kuran-ı Kerim'de bazı sureler çeşitli hayvan isimleri ile isimlendirilmiştir. (2) Nahl Suresi 8. ayette, bazı hayvanların doğal görevleri belirtilmekte ve esasen hayvanların, insanların yararı için yaratıldıkları ifade edilmektedir. Diğer bazı ayetlerde de diğer canlıların da tıpkı insanlar gibi, Allah'a ibadet ettiği, kuşların da bir dilinin, bir ibadet ve tesbihinin bulunduğu belirtilmektedir.(3)
Dînî literatürümüzde "üç aylar" diye bilinen çok feyizli ve bereketli bir mânevîyat mevsimine bir kez daha yaklaşmış bulunuyoruz. 24 Haziran 2009 Çarşamba günü üç ayların ilki olan Recep ayının birinci günüdür. 25 Haziran 2009 Perşembe akşamı da bu ayın ilk Cuma gecesi olup, dolayısıyla Regâib Kandilidir.
Üç Aylar, Kamerî Takvime göre, Recep, Şaban ve Ramazan aylarıdır. Bu aylar, rahmet dalgalarının başladığı, mânevî huzur ve sükunun kalplere doğduğu, ilahi rahmetin coştuğu aylardır. Bu aylar girince, mü'minlerin ruhlarını mânevî bir hava kaplar. Bu mübârek aylar içerisinde öyle feyizli ve bereketli geceler vardır ki, Yüce Allah'ın rahmeti, bu gecelerde mü'minler üzerine yağmur gibi yağar.
İslâm'ın Üzerinde Önemle Durduğu İki Konu TEMİZLİK VE ÇEVRE
İslâm'ın en bâriz vasıflarından biri de temizliğe önem vermesidir. Çünkü İslâmDini, temizliği imandan saymıştır.(1) Böylece iman etmekle temiz olma arasında doğrudan bir ilişki kurmuştur. Bu bakımdan temizlik, tarih boyunca müslüman toplumların en çarpıcı özelliği olmuştur. İslâm ülkelerini ziyaret eden Avrupa'lı seyyahların en çok dikkatini çeken konuların başında müslümanların temizliğe verdikleri önem olmuştur. Nitekim Kanunî Sultan Süleyman zamanında İstanbul'a gelen bir Alman Râhibi 1560 yılında yazdığı bir eserde şunları söylemektedir:
Dini inancın, insanın ruhsal hayatındaki olumlu etkisi bilinen bir husustur Nice filozof ve bilim adamı, dini inancın olumlu etkisini belirten ifadelerde bulunmuşlardır. Mesela:
William James: "Şüphesiz üzüntünün başlıca ilacı din ve imandır."
Gandhi: "Duâ ve ibâdet olmasa idi, ben çoktan çıldırırdım."
Mazhar Osman: "Mutedil, sahih bir itikada sahip dindar bir şahıs, sinirlerini metin bir zırhla muhafaza etmektedir."
Yüce Allah, "sünnetullah" dediğimiz, bu dünyanın nizamıyla ilgili çeşitli kanunlar koymuştur. Bu kanunlardan birisi de, her canlının kendi şartları içinde, soyunu devam ettirmesidir. Bu sistem içerisinde yer alan canlılar, hayata geldikleri zaman genelde güçsüz ve korunmaya muhtaçtır. Sonra gelişir, olgunlaşır, güçlenir ve nihayet yaşlanırlar. Öyle ise yaşlanmak, bu dünyadaki geçici hayatın kaçınılmaz bir gerçeğidir.
Aile toplumun temelidir. Aile hayatı sağlam temeller üzerine kurulmamış olan toplumlar ne kadar ilerlemiş, kalkınmış olurlarsa olsunlar er geç çökmeye mahkûmdurlar. Günümüzde bir kısım medya ve modanın etkisiyle aile hayatı, aile fertlerinin birbirlerine bağlılık ve destekleri gitgide zayıflamaktadır. Bu bakımdan Sevgili Peygamberimizin aile hayatının bilinmesi ve örnek alınmasına son derece ihtiyacımız vardır.
Diyanet İşleri Başkanlığı 2009 yılı umre organizasyonuna kayıtlar 19/01/2009 tarihi itibari ile başlamıştır. Ayrıntılı bilgi için İl ve İlçe Müftülüklerine başvurunuz.